Çocuga Isim Koymanin Adabi ve Önemi

Çocuga Isim Koymanin Adabi ve Önemi

Çocuga, Peygamberlerden bir Nebiyyi muhteremin ismi koymak çok faziletlidir. Çünkü kiyamet gününde herkes isimleriyle çagrilacagindan, Peygamberlere uyan ismin sahibi, o ismin bereketine ve sevabina nail olur. Bir hadis-i serifte:

Allahü Teâlâ'nin en çok sevdigi isimler Abdullah ve Abdurrahman'dir, buyurulmustur.

Çocuklar, güzel isimlerle isimlendirilmelidir. Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz, çirkin isimleri degistirmislerdir.

Hazreti Ömer radiyallahü anh efendimizin bir kizi vardi. Adini Âsiye (isyankâr) koymustu. Onu degistirdiler ve Cemile (güzel) adini kovdular.

Bereket ve Felah gibi isimler koymak da uygun degildir. Çünkü, bereket ile felahtan sorulsa, yoktur diye cevap vermek gerekir. Bu da hayra yorulmaz.

Mânâsinda zarar ve ugursuzluk olan isimler de koymamalidir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(NOT: Sitemizde yayinlanan isimler genel bilgi olmasi amaciyla yazilmis olup içerilerinde uygun olan veya uygun olmayan isim ve anlamlari olabilir. Isim koymak isteyenlerin daha detayli arastirma yapmalarini ve saglikli bilgi almak için diyanetin web sitesi üzerinden ve yine diyanetin alo fetva hattindan yararlanabilirler.)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hazreti Ömer (r.a.), bir kimseye adini sordular. O kimse de Cemre oldugunu söyledi ki, ates koru demektir. Babasinin adini sordu, Sehâb oldugunu söyledi ki, ates alevi demektir. Ülkesini sordu, Hire oldugunu söyledi ki, yanmis siyah taslik yer demektir. O zaman adama:

— Behey adam! Var git, ehlin ateste yandilar, buyurdu. O kimse, ülkesine gittiginde, gerçekten hepsini yanmis buldu.

Yine Hazreti Ömer radiyallahü anh, yardim istemek maksadiyla huzuruna çagirdigi bir adama, adim sordu. Sürrak oglu Zâlim oldugunu söyledi. Sürrak, hirsiz demektir. Zâlim ise, bilindigi gibi zulmeden mânâsina gelir. Hazreti Ömer radiyallahü anh da bu adama:

— Sen zâlimsin, baban hirsiz!.. Senden, nasil hayir ve fayda umulur? cevabini verdi.

Evlâda, güzel isimler gibi, güzel lâkaplar da vermelidir.

Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz'in, bilindigi gibi üç oglu oldu ve onlara Kasim, Abdullah ve Ibrahim isimlerini koydular ve ayrica Tayyib, Tahir ve Mutahhar lâkaplari ile lâkaplandirdilar.

Düsük çocuga da, bir isim koymak lâzimdir. Isimsiz birakilan düsük çocuklar, kiyamet gününde babalarinin arkasina düsüp: "Sen, beni isimsiz kaybettin.." diyerek dâva eyleseler gerektir, diye rivayet olunmustur.

Isimleri, peygamber isimlerine uyan çocuklari tahkir etmekten, onlara kötü söz söylemekten ve lanetleyerek eziyet etmekten de çekinmek gerektir. Bu muamele, o kimsenin bulunmadigi bir yerde olur ve ismi zikredilerek yapilirsa daha çirkindir. Fakat, yüzüne karsi isim söylemeden te'dip etmekte bir sakinca yoktur.

Özellikle adi Muhammed olan kimseye hürmet etmek gerekir. Bir meclise geldiginde, hakkina riayet ve yerini genisletmek, yüzüne gülmek, asik suratla karsilamamak ve konusmamak lâzimdir, buyurulmustur.

Abdullah bin Abbas radiyallahu anhüma hazretleri'nden rivayet olunmustur ki:

Kiyamet gününde: "Isimleri Muhammed ismine muvafik olanlar kalksin!" diye nida olunur. Zira, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hürmetine, onlar cennete girecektir." buyurulmustur.

Bir diger hadis-i serifte de:

"Ben, kiyamet gününde bütün Muhammed adini tasiyanlara sefaat ederim." buyurulmustur.

Bir diger hadis-i serifte ise söyle buyurulmaktadir:

"Cebrail Aleyhisselâm gelip, Rabbimin selâmini teblig ettikten sonra, Cenab-i Hakk: "Izzet ve celâlime yemin ederim ki, senin isminle isimlendirilenleri cehennem azabi ile azablandirmam..." buyuruyor."

Çocuk konusmaya baslayinca, önce:

La ilâhe illallâh, Muhammedün resûlüllah. kelime-i tayyibesini ögretmeli ve ondan sonra: Âyet el-Kürsi ve Hasr Sûresi'nin âyetlerini ögretmelidir.

;Eger, bir kimse çocuguna bu âyetleri ögretirse, kiyamet gününde kendisinden evlât hakkinda sual olunmayacagi rivayet olunmustur.

Çocugun akli basina gelince; farzlari, vacipleri, sünnetleri ve âdabi ögretmelidir. Kiz çocugu ise, bunlarla birlikte kadinliga ve ev islerine ait hususlari ögretmeli, yedi yasina vardiginda namaza baslatmali ve on yasinda iken namaz kilmazsa, te'dip etmelidir.

Eger, evin içinde yetim varsa, ona da kendi evlâdi gibi riayet ve terbiyesine gayret eylemelidir ki, Fahr-i Âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz hadis-i serifte:

"Bir kimse, kendi terbiyesinde olan yetime bakip, Allah rizasi için basini oksarsa, ellerinin dokundugu her tüy basina ona sevap verilir ve cennette söyle benimle beraber olur." buyurmuslar ve iki parmaklariyla da bu yakinligi isaret etmislerdir.

Çocuklari, Cenab-i Hakk'in ahlâki ile terbiye etmelidir ki, hadis-i serifte:

"Allahü Teâlâ'nin ahlâki ile ahlâklaniniz." buyurulmustur.

Çocugu en güzel sekilde terbiye etmek, nafile ibadetten efdaldir. Çünkü, evlâdin salâhiyle kabirde yatan atalari sevindirilir. Hayirli bir evlâdin, sadaka-i cariyeden sayildigi hadis-i serifte yazilmistir. Çarsidan bir sey götürdügünde, bütün evlâtlarini bir tutmalidir. Turfanda olan seylerden, önce kiz çocuga vermek, daha ince kalpli olduklarindan müstehaptir. Her halde, evlât hakkinda merhametli davranmalidir.